Sayfa 33 -
$ DOLAR → Alış: 8,41 / Satış: 8,44
€ EURO → Alış: 10,00 / Satış: 10,04

Deprem vergileri nereye gidiyor? İşte cevabı – Gültak’ın sözleri çarpıtıldı

Mustafa Yüksel
Mustafa Yüksel
  • 03.11.2020

1999 depremini hatırlarsak, o dönemde Kızılay’ın depolarından güve yeniği battaniye ve yırtık çadır dışında bir şey çıkmamıştı! (Uğur Dündar, Can Dündar ve o döneme istinaden yapılan belgeseller izlenebilir)
Basit hiltiler, krikolar, demir kesme makasları olmadığı için çok fazla canımız gitmişti… Kışlalardan toplanan askerlerimiz kazma ve küreklerle, vatandaşlarımız tırnaklarıyla kazıyarak kurtarmaya çalışmıştı enkaz altında kalan vatandaşlarımızı…
AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) diye bir arama kurtarma kuruluşumuz, UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri) diye bir ulusal sağlık örgütümüz yoktu… (UMKE kuruluşu 2004, AFAD kuruluşu ise 2009’dur…)
Eğitimli köpeklerimiz, arama kurtarma personellerimiz, enkaz altını görecek veya dinleyecek ekipmanlarımız… Hiçbiri yoktu! Bugün düşman bildiğimiz Yunanlılar, İsrailliler gelip kurtarmıştı o dönem enkaz altında kalan canlarımızı…
Kısacası hiçbir şeyimiz yoktu o dönemlerde ve 17.480 insanımız hayatını kaybetmişti…
Bu yüzdendir ki o dönem hükümet deprem bölgesine 1 haftada zor girdi. Bahanesi de çok geçmeden ortaya çıkmıştı… Başbakan Bülent Ecevit’in yanındaki ekip, Başbakanı uyandırmaya kıyamamıştı! (Can Dündar Belgeseli)
O dönem Uluslararası yardım çağrısı yapan hükümet, toplanan paralarla deprem bölgesine yardım yapmak yerine memur maaşlarını ödemeyi tercih etmişti!
Siz şimdi soruyorsunuz ya deprem vergileri ne oldu diye?
2002 yılında Türkiye’de toplam 618 ambulans varken bugün sadece İzmir’de 232 ambulans sadece deprem bölgesinde hazır bekliyor!
2002 yılında Türkiye’de sağlık kurumu sayısı 1.533 iken bugün bu sayı 35.559…
Ve bugün sadece 6 bin uzman arama kurtarma personeli ve onlarca arama kurtarma köpeğimiz İzmir’de gecesiyle gündüzüyle, canla ve başla çalışıyor. Bir canımızı daha canlı kurtarabilmek için…
Hala soruyor musunuz deprem vergileri ne oldu diye? O halde hep beraber inceleyelim detayları..!
Deprem vergisi 2003’te kaldırıldı, Özel İletişim Vergisi kalıcı hale getirildi.
Oranı %25 olan ÖİV 2018’de %7.5’a düşürüldü.
1999-2019 arasında toplanan vergi yekün 65 Milyar TL.
Depremzedelere konut, deprem bölgelerinde hastane, okul gibi kamu binaları yapımı ve bina güçlendirmeleri için 110 Milyar, kentsel dönüşüme kredi-kira desteği olarak da 35 Milyar TL olmak üzere toplanan verginin 2 katı harcandı. (Bunlar, 2019 rakamları, son Elazığ depremi dahil değil)
Kentsel Dönüşüm meselesi ise bazılarının kara propaganda ile anlattığı gibi değil.
Devlet, riskli binaları yıkıp yeniden yapacak diye bir şey yok. İmarda emsal artışı, krediler vs. gibi desteklerle mülk sahipleri bu dönüşümü gerçekleştirecek.
Bankalar bölüm başına 10 yıl vadeli 125.000 TL kredi veriyor, faizin yaklaşık yarısını karşılayan devlet, inşaat esnasında karşılıksız olarak 18 ay kira yardımı yapıyor.
Ancak kentsel dönüşümün önündeki en büyük engel, her fırsattan bir rant devşirmeye çalışan insanımızın tutumu.
Maalesef mal canın değil, can malın yongası olarak görülüyor.
Bir depremi hiçbir bina yıkılmadan atlatma konumuna geleceksek bu hepimizin katkısıyla olacak, sövüşmeyle değil.
Konuyu Mersin’e bağlayacak olursak, Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak aslında çok güzel bir konuya değindi…
Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, kentsel dönüşümle ilgili “Yakın geçmişte, farklı birçok kentimizde meydana gelen deprem felaketlerinde binlerce insanımızı yitirdik, on binlerce insanımız yaralandı ve sakat kalmıştır” dedi. Çokta haklıydı söyleminde!
Yaptığı açıklamanın devamında, “Mersin’in de çarpık yapılaşmanın en yoğun olduğu, miadını doldurmuş yüzlerce yapının yer aldığı bir bölge olduğuna dikkat çekti” Başkan Gültak…
Ancak asıl konuya gelecek olursak, Gölcük depreminde yaşanan onca olay ve onca acıya rağmen sessiz kalanlar bugün Başkan Gültak’ı kurban seçmeye çalıştılar. Ve başaramadılar…
Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak, yaptığı açıklamalarda daha fazla acı yaşanmaması gerektiğini, ‘Sevdamız Akdeniz’ sloganıyla çıktığı bu yolda Akdeniz’e zarar gelsin istememe refleksiyle doğru olanı söyledi…
Konuyu çokta uzatmadan ülke olarak her konuda birleştiğimiz, birlik ve bütünlük sağladığımız anda ortaya çıkan, olmayan sözleri olduran, sarfedilmeyenleri sarfettiren ve her sözü çarpıtarak gazetecilik yaptıklarını sanan o karanlık ellere naçizane bir tavsiye de bulunmak istiyorum.
“Önce kendimizi düzeltelim ve her işimizin nasıl düzeldiğini görelim”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

mersin haber  mersin haber