Sayfa 33 -
$ DOLAR → Alış: 45,32 / Satış: 45,50
€ EURO → Alış: 53,06 / Satış: 53,27

Sait Faik ABASIYANIK

Baha Akıner
Baha Akıner
  • 11.05.2021

“Her gün; güne,Sait Faik hikâyesiyle başlıyorum!.İyi geliyor!…” diyor Usta…

 

Kim mi?

Ataol BEHRAMOĞLU…

 

  1. ölüm yıldönümünde; gün, Sait Faik dostlar!…

 

[*****]

 

Edebiyatla ilgilenen

ve seven çoğu kişiyle birlikte,

Mina URGAN’a göre de;

Sait Faik,

Türkiye’nin en iyi hikâye yazarıdır…

 

Bu ölüm yıldönümünde, bir Sait Faik’siz zamanda;

Sait Faik’i,

Mina URGAN’ın ağzından dinleyelim…

 

Ne dersiniz?

 

“Benim için edebiyatın özü, Şiir’dir!.

Ve Sait, öykülerinde Şair’dir!.

Ne gariptir ki;

Ancak Şiir yazarken,

Şair’liğini bir miktar yitirir gibi olur!…”

 

Böyle başlıyor Mina URGAN.

ve

Devam ediyor;

İngiliz edebiyatının en önemli eserlerini

Türk edebiyatına kazandıran,

Türk – İngiliz Edebiyatı Profesörü,

Yazar,

Filolog ve Çevirmen,

Sait Faik’in yakın arkadaşı:

 

“Ece AYHAN’ın Morötesi Requiem’de;

‘Çakır gözlü, mor dudaklı

ve patlak gözlü sarışın!.’

diye betimlediği Sait Faik’in gözleri,

Hiç de patlak değildi bana kalırsa…

 

Ama içkiyi biraz fazla kaçırınca,

‘Gözlerin tavada pişmiş, balık gözüne dönmüş yine!.’

diye O’na takılırdım!…

 

Sait Faik;

Kılık kıyafeti ve davranışlarıyla,

Yazar – çizer takımının aydınlarına,

Hiç mi hiç benzemezdi!…

 

Koltuğunun altında kitap taşımaz,

Okuduklarını anlatmaz,

Düşüncelerini öyle iddialı savunmaya kalkmaz,

Kişiliğini ikide birde ileri sürmez,

Kendinden hiç söz etmezdi!…

 

Sait Faik ile tanışanlar,

Bir halk adamı sanırlardı O’nu!…

 

Hakları da vardı;

Çünkü,

Sait Faik gerçekten bir halk adamıydı…

 

Sait Faik;

Ömrünü sürekli bir âvârelik içinde,

Burgaz’da ya da Beyoğlu’nda dolanmakla geçirirdi…

 

Çoğu zaman;

Sinemaların önündeki fotoğraflara,

Boş gözlerle bakarken rastlardım O’na!…

 

Bu kadar çok yazmaya,

Nasıl vakit bulduğuna aklım ermezdi!…

 

Odasına kapanıp;

Masasına oturarak,

Yazı yazmadığını kesinlikle biliyordum!…

 

Balıkçı kahvelerinde,

Sandallarda,

Adalar vapurlarında,

Meyhanelerde,

Gözlerden uzak köşelerde,

Cebinden çıkardığı buruşuk kâğıt parçalarına,

Bir şeyler karalardı hep dizinin üstünde!…

 

Sait Faik;

Öteki yazarlara kıyasla,

Çok talihliydi!…

 

Geçim derdi yoktu…

 

Ekmek parasını kazanmak için,

Didinip durmak zorunda değildi!…

 

Annesi,

O’na her gün belirli bir harçlık verirdi…

 

İçki dışında hiçbir lüksü olmadığından,

O parayla rahat idare ederdi…

 

Böyle bir annesi olması;

O’nun için de,

Bizler için de bir nimetti!…

 

Yoksa;

Küçük bir çocuk kadar savunmasız olan Sait,

Yaşam kavgası denilen o kepaze felâket içinde,

Heba olup gidecek;

ya az sayıda,

ya da hiç öykü yazamayacaktı!…

 

Sait Faik ile iletişim kurmak güçtü!…

 

Oradan oraya gezerdi!…

 

Burgaz adasındaki evinde de,

Oturmazdı çoğu zaman…

 

Adaya gitseniz de bulamazdınız O’nu!…

 

Belirli bir kahveyi;

Ya da meyhaneyi de,

Mekân edinmezdi kendine!…

 

İçkili olunca ise,

İletişim tümüyle kopardı!…

 

Öykülerinden de anlaşılacağı gibi;

Sait Faik’in bir eşcinsel yanı,

Gerçekten de vardı!…

 

Ama bana kalırsa,

Biseksüel olan Sait’in eşcinsel dürtüleri;

Uygulamaya konulmayan,

Yani plâtonik kalan,

Fakat çok yoğun bir duyguydu!…

 

Buna karşılık;

Sait’in kızlara âşık olduğunu,

Hem de ölesiye âşık olduğunu,

Çok yakından biliyorum!…

Hem bana kendi anlatırdı!.

Hem de gözümle gördüm yaşadığı Aşk’ları!…”

 

[*****]

 

Bu ölüm yıldönümünde;

Sait Faik’ten bir hikâye anlatmadım ama

Sait Faik’in hikâyesini anlatmaya çalıştım size dostlar…

 

O’nunla erken yaşlarda tanıştıysanız;

İnsana ve Sevgi’ye olan inancınız – umudunuz,

Başınıza ne gelirse gelsin bâki kalır!…

 

Hayvanlara,

Mahallenin delisine,

Diğerlerinden başka duran çocuklara,

Diğerlerinden başka başka insanlara,

Ötekilere,

Ötekileştirilenlere,

Farklılara,

Farkındalığı olanlara,

Aykırılara,

Ayrıksılara,

Çapulculara,

Berduşlara,

Salaş meyhanelere farklı gözle bakarsınız!…

 

Sait Faik hikâyeleri okumak;

İnsanı geri dönmemecesine değiştirir, pişirir!…

 

Kulak memesi kıvamına gelinceye kadar da;

Yoğurur,

Yontar!…

 

‘Sinağrit Baba’yı bilen insan,

Denize hürmet duyar mesela!…

 

O’nun hikâyelerini okuduktan sonra;

Adanın balıkçılarını,

Beyoğlu’nun sokaklarını

ya da Yedikule surlarını bir başka görürsünüz!…

 

[*****]

 

Hadi,

Ne dersiniz?

Tam da 67. ölüm yıldönümünde,

Şöyle bir Sait Faik öyküsüne!…

 

Usta’nın;

Ataol BEHRAMOĞLU’nun dediği

ve yaptığı gibi hem de!…

 

Unutmayın!.

Sait Faik okumanın yaşı yok!…

 

Ve zamanı!…

 

Garanti veriyorum;

İyi gelir,

Hatırlarsınız hep o ânı!…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ