MEÜ’DE NEVRUZ BAYRAMI COŞKUSU
Mersin Üniversitesi Nevruz Bayramı’nı yoğun katılım ve büyük bir coşkuyla kutladı. Etkinlikler kapsamında düzenlenen konferansta konuşan Rektör Prof. Dr. Erol Yaşar, “Birlik olmak, paylaşmak ve dayanışma içinde olmak bugünlerde çok daha önemli” dedi.
Mersin Üniversite Nevruz Bayramı çerçevesinde bir dizi etkinlik gerçekleştirdi. Cumhuriyet Meydanındaki etkinlikte eğlence dolu dakikalar geçirilirken, Uğur Oral Konferans Salonunda düzenlenen konferansta, Nevruz Bayramı’nın önemine işaret edildi. Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen kutlamalara MHP Genel Başkan Başdanışmanı 25-26. Dönem MHP Osmaniye Milletvekili Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Halk Bilimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ruhi Ersoy ve ve Eşi Süreyya Ersoy, MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çağrı Çetin, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Koordinatörü Bengi İspir Özdülger, Rektör Danışmanlarımız, akademik ve idari personeli ile öğrenciler katıldı. Etkinlikte çeşitli gösteriler düzenlenirken, nevruz ateşini Rektör Yaşar ve Ersoy birlikte yaktılar.
Meydandaki etkinliklerden sonra Prof. Dr. Uğur Oral Kültür Merkezi’nde Prof. Dr. Ruhi Ersoy’un konuşmacı olduğu “Nevruz Bağlamında Türk Kültür ve Medeniyeti Üzerine Düşünceler” başlıklı konferansa geçildi.
“PAYLAŞMANIN VE DAYANIŞMANIN ÖNEMİNİ VURGULAMAK İSTİYORUM”
Konferansın açış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Erol Yaşar, nevruz gününde insanların birlik ve beraberlik içerisinde, paylaşmanın ve dayanışmanın önemini daha iyi anladığının altını çizerek, “Millî kültürümüz ve toplumsal hayatımız için çok özel anlamlar taşıyan yeni bir Nevruz Bayramı’na daha ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Orta Asya’dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz, her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü itibariyle baharın gelişinin kutlandığı coşkuyla karşılandığı bir gündür. Büyük Türk coğrafyasında birlik, dirlik, ümit, barış ve uyanışı sembolize eden tarih olarak coşku ve kıvanç içerisinde idrak edilen bugünde; insanlar arasında sevgi, saygı ve dayanışma daha da önem kazanmaktadır. Bugün, bu kadim bayramın ruhuna uygun olarak birlikte olmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizin Nevruz Bayramı’nı tebrik ediyor; Türk-İslam dünyasına ve insanlık âlemine, huzur, kardeşlik, beraberlik ve bolluk getirmesini temenni ediyorum” dedi.
TABİATIN YENİLENMESİ DEMEK
“Nevruz Bağlamında Türk Kültür ve Medeniyeti Üzerine Düşünceler” başlıklı bir konferans veren Prof. Dr. Ersoy, şunları söyledi: “Nevruz yenilenmek, yeni bir gün, yeni bir dönem demektir. İnsanlığın gelişim süreci içerisinde bizim Balkanlardan başlayarak Yenisey Orhun Vadisi’nden Sibirya’ya kadar, Kafkaslardan bugün tırnak içinde Orta Doğu dediğimiz pek çok yerde mitolojik ve destan evrelerindeki toplumların kendi takvimiyle yenilenmeleriyle ilgili günleri kutlamalarıdır. Tabiatın yenilenmesi sürecinde ağaçların çiçek açması ve gövdesinde suların yükselmesiyle beraber yeşermesi, zaman içerisinde varsa meyveye durması, değilse yapraklarının solması, yapraklarının dökülmesi daha sonra döngüsel olarak tekrar kışı görmesi. İnsan hayatında da o kendi analojisini yapan, gençliği, baharı, olgunluğu, yaşlılığı ve sonrasını hesaba katar. İnsanoğlu tabiatın döngüsüyle kendi hayatı arasında bir ilinti kurar. Bu sebeple toprağın ısınması, tabiatın dönmesiyle beraber kendi de kışın kendisini muhafaza etmiş olduğu alanlardan çıkmayı bahara, bayıra çıkmayı bir bayram olarak kabul eder. Türkler bir savaştan sonra kendilerini muhafaza etmek üzere Ergenekon Vadisi’ne dört yüz aile olarak yerleşirler ama bunlar çoğaldıktan sonraki zaman diliminde artık oraya sığmazlar. O vadiden çıkacak yol bulamazlar. Bir demirci ustası dağa ateş yakarak dağları eriterek, demiri eriterek oradan bir çıkış yolunu gösterir. O çıkış yolu esnasında da bir bozkurt onlara yol gösterir. O sebeple bizim Ergenekon’dan çıkış ve Bozkurt simgemiz Türk mitolojisinin simgesidir ve bozkurt Türk milli kültürünün sembolüdür. Tüm Türk dünyasının sembolüdür. Nasıl ki Amerika dediğinizde aklınıza kartal farklı fraksiyonlarla gelir. Rusya dediğinizde ayı aklınıza gelir. Türk mitolojisinin de sembolü bozkurttur.”
