Sayfa 33 -
$ DOLAR → Alış: 8,71 / Satış: 8,75
€ EURO → Alış: 10,36 / Satış: 10,41

Türkçemiz ve Şiir

Baha Akıner
Baha Akıner
  • 07.06.2021

“Seslenir seni bana ovam, dağım.

Nere gitsem bulur beni arınmış…

Bir çağ ki akar ötelere, bir ak…

ki; yüce atalar, bir al…

ki; ulu oğullar;

Türkçem, benim ses bayrağım…” der Fazıl Hüsnü DAĞLARCA…

Ne güzel der, değil mi dostlar.

Şiiri ise şöyle tanımlar:

“Bir sözcüğün kapladığı yer küçük;

Anlattığı ondan büyükse, o şiirdir…

Örneğin;

“Bir ben vardır bende, benden içeri” dizesi,

Küçük bir yer kaplar ama anlamı kitaplar doldurabilir…

Bu şiirdir…

Bir de,

“Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı”ya bakalım…

Kapladığı yer büyüktür ya,

İçindeki incir çekirdeği bile değildir…

Bu düzyazıdır…”

Aynı Orhan Veli’nin “Anlatamıyorum” şiiri gibi.

Usta “Anlatamıyorum” diyor ama ne çok şey anlatıyor aslında. Hissedene, derinlerinde boğulurcasına…

“Ağlasam; sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda.

Dokunabilir misiniz;

Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu,

Bu derde düşmeden önce…

Bir yer var, biliyorum!.

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum.

Anlatamıyorum!…”

Dünyanın en bilinen ve ciddi şiir portalı olarak kabul edilen Lyrikline’ın editörlerinin; Berlin Şiir Festivali kapsamında her yıl Haziran ayında yaptıkları değerlendirme sonucuna göre 2019 yılında dünyanın en çok okunan 2. şiiridir Orhan Veli KANIK’ın “Anlatamıyorum”u…

Son dönemde; kitap okumaktan, edebiyattan, sanattan, şiirden, insana ne iyi hissettiriyorsa her şeyden o kadar uzaklaştık ki. Bu haberler bizi umutlandırıyor…

Liyâkattan uzaklaştık önce. Ama insanımız, milletimiz umutlandıracak derecede hakkıyla yapılan işi hâlâ sahipleniyor. Ucuz işlere, çakmalara yöneldiğimiz şu günlerde; iyi olanların değil, iyi oynayanların hâkim olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu durumda tüm dünyanın benimsediği, hayranlıkla takip ettiği ATATÜRK’ümüze daha da fazla sahip çıkmamız gerekiyor…

ATATÜRK de zaten; Türkçenin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulup, kendi benliğini bulması için her çabayı göstermede mi? Bize de bu mirasını sahiplenmek kalıyor sadece…

ATATÜRK, bu düşüncesinin gelecek kuşaklara da yön vermesini isteyerek; önce Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni kurmuş, bu cemiyeti de 1932 yılında Türk Dil Kurumu’na dönüştürmüş…

Yüce ATATÜRK’ün dilimize bakış açısının en büyük göstergesi, “Ülkesini ve yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” sözüdür…

*****

Kıymetli dostlarım, Çinli filozof Konfüçyüs’e sorarlar: “Bir ülkeyi yönetmek için görevlendirilseydiniz, yapacağınız ilk iş ne olurdu?”

Konfüçyüs cevap verir: “İşe önce dili düzeltmekle başlardım. Çünkü dil bozulursa, kelimeler düşünceleri anlatamaz. Düşünceler iyi anlatılmazsa, yapılması gereken işler yapılmaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve düzen bozulur. Töre ve düzen bozulursa, adalet yoldan sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. Bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”

Büyük dünya şairi Nâzım Hikmet; Anadolu halkının benimsediği, hatta İran yazınından kaynaklanmakla birlikte, kendine bağrından çıkan âşıklarla özdeşleştirdiği Ferhat’a şunları söyletir: “Sen yakından da uzaktan da, her zaman, her mekânda, konuştuğum dil gibi, Türkçe gibi güzelsin, Şirin…”

Ferhat’ın Şirin’e tutkusu, Aslı’sına kavuşamayan Kerem’i yakıp kül eden ateş; Nâzım’ın Anadolu halkına ve her gün biraz daha genişleyen yatağında durularak, gittikçe güzelleşerek akıp giden Türkçeye duyduğu sevgiye eştir…

Yine Nâzım bir dostuna bu konuda yazdığı bir mektubunda, “Dünyanın en güzel dillerinden biri ve belki en başta geleni, Türkçeyi severek yazmak. Böylesine büyük, böylesine yararlı bir sevginin içinde; bilincin, dünyayı haklıdan, doğrudan ve güzelden yana değiştirme isteğinin de bulunması gerektiğine inanıyorum.” der…

Bir dil, eğer ona sahip çıkan insanlar varsa ayakta kalabilir dostlar. Dilimizin çağlardan süzülüp gelen zenginliğinin kaybolmaması için öncelikle çocuklarda ve gençlerde dil bilincinin, dil sevgisinin yerleştirilmesi gerekiyor…

Bu bir milli mesele. Bakmayın politikacıların milli-yerli söylemine. En başta dilimize sahip çıkmalıyız.  Evde, okulda, sokakta, dilimize sahip çıkmak ve Türkçe sevgisini yaygınlaştırmamız gerekiyor. Sadece sözde kalmamalı bu çaba. Bu işi olabildiğince ciddiyetle yapmamız gerekiyor. Sonrası zaten gelecek…

*****

Ve Şiir…

Bir yaşam biçimi…

Sevdam…

Sevdamız…

Hiç düşündünüz mü? Günümüzde insanımız, gençlerimiz şiir okuyor mu, şiire ne kadar önem veriyorlar?

Her döneme göre şekil değiştiren, uyum sağlayan ama o uyuma boyun eğmeyip baş kaldıran, bu kadar değişime uğrayan ve bu kadar değişime uğradığı halde özgür olan tek şey…

Şiir…

Şiir ölmez dostlar…

Dünyada biz gibi Şiir’şörler olduğu sürece, sonsuza dek öldürülemeyecek de…

Zor koşullarla mücadele edip her defasında galip gelen ve hisseden için, hep ışıltılı bir yaşam süren bir canlı gibi. Yaşadıklarımız ve yaşam. Bu kadar kötüyken her şey, şiir her türlü kötülüğe direniyor. Ve biz de, biz şiire gönül veren-yazan-okuyan şiir sevdalıları da bu direncin izcileriyiz…

Son yıllarda şiir; konsantre bir zevk, nadide bir ilgi alanı haline gelme tehlikesiyle yüz yüze. Şiirin toplum tarafından ilgi görmemesinin, bugün yazılan şiirin niteliğiyle veya 30-40 yıl öncesinin şiirlerine kıyasla “daha az şiir olmasıyla” da ilgisi yok. Hem tüm dünyada, hem de kendi coğrafyamızda insanların şiire ayıracağı zaman, onları şiire çeken sebepler değişiyor, azalıyor…

Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada; şiir okurluğu, roman ya da öykü okurluğu gibi değil. Daha bir özen, daha bir sevda, daha bir deneyim istiyor. Okur sayısının az olması önemli değil dostlar. Şiirin izlenirlik kaygısı yok. Nice nice okura da ihtiyacı yok. Önemli olan nitelik…

Ne olursa olsun dostlar. Nerede, nasıl olursa olsun. İnanıyorum!…

Ne yaşanırsa yaşansın. Şiirlerle yeşerecek gönüller getirecek bu dünyaya barışı. Ve bir gün mutlaka sevgi galip gelecek…

Sevgi’yle…

Şiir’le…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Nuray Öngeç dedi ki:

    Muhteşem ,çok değerli ,çok anlamlı bir yazı Baha’cığım, altına imza atıyorum,günaydınlar, sevgilerimle

  2. Deniz Erdem dedi ki:

    Üstad kalemine sağlık

  3. Nihat Yüksel dedi ki:

    Teşekkürler Baha’cığım. Muhteşem bir heyecandır şiirlerle yolculuk, ucu özgürlüktür.

YORUM YAZ

mersin haber  mersin haber