Sayfa 33 -
$ DOLAR → Alış: 45,36 / Satış: 45,54
€ EURO → Alış: 52,77 / Satış: 52,99

Öztürk SERENGİL…

Baha Akıner
Baha Akıner
  • 06.12.2020

Bu bir “Pazar Keyfi” yazısıdır dostlar!…
Piyasa yazısı değildir!.
Tamamen kendimden özgündür!…
Dün akşam bir kardeşimin yorumundan;
Etkilendiğim için araştırıp, yazılmıştır!…
Şu Corona günlerinde,
Sokağa çıkma yasağında – evlerinizde,
Koltuğunuza kurulup,
Bacak bacak üstüne atıp,
Keyif kahvenizle birlikte;
İlla ki;
“Çehrede tebessüm”,
“Yürekte güzel günlere özlem” amaçlıdır!…
Okumayı Sev’meyenler için;
1960’lardan,
1970’lerden,
Fotoğraflarımız çoktur!…
Gelin bir nostalji yapalım!.
Ne dersiniz?
O her şeyin aslı olduğu,
‘Her şeyin aslı olduğu’ için,
Güzel olduğu zamanlardan;
O atlarına binip gidenlerden,
Ama an be an yüreğimizde yaşayanlardan,
Güzel insanlardan birini analım!…
Yeşşeeeee!
Şek şek kelajjj!.
Abidik gubidik tivis!
Mangırajjj!…
Deyince tanıdınız değil mi?
Evet evet; bu günkü yazımız,
Öztürk SERENGİL…
Gelin bu renkli kişilikli,
İlginç adamı hep birlikte tanıyalım!…
Hoşgeldiniz gönül hâneme!…
**********
Siz kahvelerinizi yudumlarken;
1950’lere,
60’lara,
70’lere dönelim ve
Öztürk SERENGİL’in ağzından,
Öztürk SERENGİL’i dinleyelim!…
**********
2 Mayıs 1930’da,
Artvin’de doğdum…
O zaman saçım var ama
Kafa pek basmıyor!…
Okulu çift dikiş gidiyorum.
2 ileri, 1 geri!…
Yıl, 1949.
Lise 2’deyim.
Baktım okumayla olmayacak bu iş!…
Baktık okumayla olmayacak bu iş!.
2 kafadar arkadaşım;
Sonraların ünlü bankeri,
Banker Kastelli Cevher ÖZDEN
ve
Sonraların ünlü ressamı
Cemal AKYILDIZ ile birlikte,
Okulu bırakıp İstanbul’a geldik…
Birkaç küçük iş;
Alavere dalavereden sonra,
Babıali’de ressamlık yapmaya başladım!…
Keyfim gıcır!.
Güzel de para kazanıyorum!…
Ama insan durmuyor işte!.
İçim fıkır fıkır!.
Çocukluğumdan beri artist olmak,
Tek hedefim!…
Bir tanıdığın vasıtasıyla,
Artistlik işine;
1951 yılında,
Avni Dilligil Tiyatrosu’nda,
“Dekor yardımcısı” olarak başladım…
**********
Dedim ya:
“Çocukluğumdan beri artist olmayı isterdim!.”
diye…
Çocukluğumda;
Giresun’da sinemada filmini gördüğüm,
Shirley TEMPLE’a âşık olmuştum…
O’na bir mektup yazdım!.
Adresini bilmediğim için;
Kendisine göndermesi için,
Sinemanın makinisti Kör Abdi’ye verdim…
Sonra da,
Ömür boyu o cevabı bekledim!…
Ömür boyu kazık attılar bana!.
Kazığın Kör Abdi’den mi,
Shirley TEMPLE’dan mı geldiğini,
Diğer yediğim tüm kazıklar gibi,
Asıl sahibini bilemedim!…
Ben sadece
ve her defasında,
Çok güzel kazıklar yedim!…
**********
Tiyatroda,
Dekor yardımcısı olarak çalışıyorum…
Bir gece polisler gelip;
Başrol oyuncusu,
Senih ORKAN’ı yaka paça götürdüler…
O rolü o gece ben oynadım
ve artist oldum…
**********
Çocukluğumun hayâline kavuşmuştum!…
Tip de kayık!.
“Senden iyi ‘kötü adam’ olur dediler…
İlk 142 filmde, ‘kötü adam’ oldum!…
143. filmden itibaren ise;
‘Adanalı Tayfur’ tiplemesiyle,
Argolu komedilerin değişmez oyuncusu!…
**********
Başladı saçlar dökülmeye bu arada.
Hoooop; hızlıca,
Bir anda kel oldum!…
Kel olmak bana kompleks getirdi.
Onun için şapka giymeye başladım…
Kelliğimi gidermek için;
Bir sürü adama,
Bir sürü para ödedim…
Bir sürü reçete verdiler…
Mesela taze dana pisliği içine kimyon katıp;
Onu bile, sıcak sıcak sürdüm kelleye…
Bir ara kafama tuz sürüp ineğe yalattım!
Bir inek kalmıştı yalamamış,
Ona da yalattık yani!…
Fakat bizim kafayı yalayan ineğin,
Dili de maşallah törpü gibiydi!.
Kelledeki son kılları da o götürdü!…
Yani bu iş böyle yalatmakla olsaydı,
Bütün memleketin kıllı dolaşması lazımdı!.
Di mi ama!…
**********
Başbakan olduğu devirde;
Süleyman DEMİREL için,
‘‘Uyuttun Bizi Süleyman!.’’
İsimli bir plâk yapmıştım…
Nasıl dinlemişse dinlemiş,
Ortalık ayağa kalktı…
Ama mahkemeye falan vermedi…
Benim DEMİREL’le yakınlığımın bir sebebi de,
Kellik vaziyetidir!…
Bütün keller kendilerini,
Birbirlerine daha yakın hisseder…
Ve karşısındaki kel’i,
Ne olursa olsun;
Kendi kel’liğinden,
Daha çok kel görürler!…
Bu durum dünyanın kanunu gibidir!.
Hiçbir zaman değişmez!…
**********
Oturdum bir gün bizzat saydım.
Şu ana kadar 387 film çevirmişim…
Bir gün İsveç’e gitmiştim…
O sırada henüz 227 film çekmişim.
Bunu duyan İsveçlilerin gözü faltaşı gibi açıldı…
Önce benimle gazetelerde ropörtajlar çıktı…
Sonra da meşhur rejisör;
İngmar BERGMAN’la,
İkimizi televizyona çıkardılar…
Programın başında takdimci aynen şöyle dedi:
‘‘Şimdi karşınızda;
Sadece dört film yaptığı halde,
Bütün dünyanın tanıdığı bir sanatçı
ve
227 film yaptığı halde,
Hiç kimsenin tanımadığı bir başka sanatçı…
Program başladı!.
Bir ara İngmar BERGMAN,
Kulağıma eğilerek bana şöyle dedi:
‘‘Kardeşim özür dilerim!.
Sen şimdiye kadar 227 film mi çevirdin,
Yoksa 227 fotoğraf mı çektirdin?…
**********
Sanat hayatımda maddi ve manevi,
Çok kazık yedim…
Kumar dahil çok para kaybettim.
Kızım Seren’i Selçuk’ta,
Meryem Ana’ya götürdüm!…
Günaydın Gazetesi,
‘‘Serengil kızını vaftiz ettirdi’’ diye manşet attı…
Bin tane küfür mektubu aldım…
Annem ve kız kardeşimle sinemaya gittik!.
‘‘Öztürk SERENGİL,
Yeni sevgilisiyle’’ diye yazdılar…
Sonra ne bileyim, adam parasızdı.
Çevirdiğim filme ortak ettim.
Sonra paraları alıp kaçtığı gibi,
Filmin vergisini de bana ödetti…
**********
En çok parayı Libya’da kaybettim…
Kaddafi beni Sev’erdi.
Beni çağırttı.
Atladım Libya’ya gittim!…
Bana gazino açtırdı önce.
Sonra da tutuklattı…
Sahara Bank’ta çok büyük param vardı…
Adamlar beni casus diye yakalayıp,
İçeri attıkları anda hayatım kaydı…
Gazinoyu açtıktan 12 gün sonra kapatıldı…
O sırada Ecevit, Libya’ya gelmişti…
Tam kendisine;
400 kişilik ziyafet vereceğim gece,
Beni casus diye içeri aldılar…
Beni Turgutreis zindanına attılar…
Hapishanelerde toplam 6.5 ay yattım…
Baktım bu iş olmayacak.
Kaçmam lâzım!…
Bu işler mangıraj’la oluyor tabi.
Mangıraj’ın etkisiyle,
Tezgâhı kurduk…
Bir gece;
Tiyatroculuğumu da konuşturup,
Böbrek sancısı tutmuş gibi yaptım…
Atıyorum kendimi yerlere.
Neredeyse ben bile inanacağım kendime…
Ne yapsalar olmuyor.
Hastaneye götürmeye karar verdiler…
Hastaneye götürülürken,
Hapishane arabasından kaçtım!…
Bu tezgâh ve kaçış;
Bana 1970’li yılların parasıyla,
Tam 11 milyon liraya mal olmuştur…
Hapishane arabasından;
Sanki balık tutmaya gidiyormuş gibi,
Limana getirildim
ve
uzakta beni bekleyen bir gemiyle pırrr!…
Fakat bu arada;
Bizim 39 milyon liralık mangırajjj,
Libya’da kaldı!.
İyi mi!…
**********
İnsan evladı işte!.
Çiğdir, çiğ süt emmiştir!.
Parlak günlerinden uzaklaşınca,
Çevrenin tavrı hemen değişir…
Selâmı, sabahı bile keserler…
Benim gazinolarımda,
Aylarca beleş yiyip içenler,
Benden çıkar sağlayanlar;
O her şeyin iyi olduğu günlerde,
Bana ‘‘Öztürk Bey’’ diyen çoğu kişi;
Daha sonra,
‘‘Ne haber lan Öztürk!.’’ demişlerdir…”
**********
Daha çok var hikâyesi de,
O da bir başka Pazar’a…
Doğrudur!.
Hepsi çiğ süt emmiştir ama;
İlla ki, insan da vardır aralarında!…
‘Adanalı Tayfur’ mu desem bilmem?
Hayat, an be an öğretiyor Öztürk Baba!..
Çoğu çiğdir insan evladının,
Hem de kabala!…
**********
Dört kez evlendi Öztürk SERENGİL.
Bu evliliklerinden tek çocuğu Seren;
1973 yılında, İstanbul’da doğdu…
Ömrünün son zamanlarında;
Yaşadığı ‘beyin ödemi’ sebebiyle,
İki kez ameliyat oldu…
Geçirdiği felç nedeniyle,
Ömrünün son bir yılında yürüyemez;
Konuşma merkezi hasar gördüğü için de,
Son günlerinde konuşamaz olmuştu!…
Gördük de ne oldu sanki!.
‘Milenyum’u göremeden,
11 Ocak 1999’da;
Solunum sisteminin durması sonucu,
İstanbul-Kozyatağı’ndaki evinde vefat etti…
Çengelköy mezarlığında yatıyor şimdi.
Edebi istirahatgâhında…
Anısına ve üretimlerine saygıyla…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ