Sayfa 33 -
$ DOLAR → Alış: 45,36 / Satış: 45,54
€ EURO → Alış: 52,77 / Satış: 52,99

NAZIM’IN AŞK’LARI

Köşe yazarımız Baha Akıner’in yazısı…

Baha Akıner
Baha Akıner
  • 17.12.2020

İlk eşi,
Bilmem kaçıncı Aşk’ı,
Nüzhet Hanım…

****

Bu dünyaya sanki;
Sev’mek ve âşık olmak
ve Şiir yazmak için gelmişti Nâzım…

“Sanki mi?” dediğinizi duyar gibiyim…

Haklısınız dostlar!.
Özür dilerim!…

Evet,
Bu dünyaya;
Sev’mek ve âşık olmak,
Sev’diği ve âşık olduğu yârine,
Şiir yazmak için yollandıysa bir ismi lazım,
İşte O’nun adıdır,
Nâzım!…

Tek taraflı da oldu Sevgi’leri,
Reddedildiği de!…

Ama hep Sev’di kadınları,
Kadınlarını Nâzım!…

Sev’di ve
Sevgi’sini, ilgisini hep belli etti!…

Şiir’ler yazdı!.
Dize dize Aşk’ını söyledi!…

Bu yine bir,
Nâzım’ın Sev’diği kadınlardan birinin,
Nâzım – Nüzhet Aşk’ının hikayesidir!…

Bu aynı zamanda;
Nâzım’ın ilk eşi,
Nüzhet Hanım ile olan Aşk’ının hikâyesidir!…

****

Nazım ve arkadaşı Vala Nurettin
Komünizm tutkusuyla
1921’in Eylül ayında
Trabzon Limanı’ndan bindikleri bir gemiyle,
Maceralı bir yolculuk yaparlar.
Ve Sovyetler Birliği’ne ulaşırlar…

Burada;
İstanbul Nişantaşı’nda komşu oldukları,
Matbuat Umum Müdürü Muhittin Bey
ve baldızı Nüzhet BERKİN’le karşılaşırlar…

Nâzım’ın;
İstanbul’dan beri tanıyıp hoşlandığı,
Nüzhet ile Aşk yaşaması kaçınılmazdır…

O günleri Nüzhet Hanım’dan dinleyelim:

“Birinci Dünya Harbi’nin son yıllarında;
Teşvikiye’de Nâzım Hikmet’lerle,
Bitişik apartmanlarda oturuyorduk…

İkimiz de çocuk yaşlardaydık…

Tanışmamız orada başladı…

Ben, Alman Lisesi’ne gidiyordum…

Nâzım Hikmet,
Deniz Harp Okulu’na devam ediyordu…

Ara sıra sokakta rastlaşır konuşurduk…”

****

Batum’da Nüzhet Hanım’ı;
Dağıstanlı yakışıklı bir öğrenciyle,
Konuşurken görür Nâzım!…

Nâzım,
Her zaman kıskanç bir âşık olmuştur…

Oracıkta “Gövdemdeki Kurt” Şiir’ini yazar:

“Sen,
Benim,
Minare boyunda çam gövdeme;
Yumuşak,
Beyaz,
Bir kurt gibi girdin,
Kemirdin!…

Ben,
Barsaklarında solucan;
Makdonaldı besleyen,
İngiliz amelesi gibi taşıyorum,
Seni içimde!…”

****

Muhittin Bey’in ve
Nâzım’ın ailesinin karşı çıkmasına rağmen;
1922 yılında,
Sovyetler Birliği kanunlarıyla evlenirler…

Durumu yoktur Nâzım’ın.
Durumu da, parası da yoktur!…

Evleri,
Nâzım’ın eğitim gördüğü
KUTV Üniversitesinin öğrenci pansiyonudur…

Nüzhet Hanım’ın:

“Bizim de herkes gibi bir yuvamız,
Cici bici bir evimiz olsun istemez misin Nazım?

Her akşam ben evimizde seni bekleyeyim,
Huzur içinde yaşayalım!…

Sana mı kaldı dünyayı düzeltmek?”

sözü;
Olabildiğince idealist Nâzım’da,
Büyük bir düş kırıklığı yaratır…

Evet!.
Olabildiğince idealisttir Nâzım!.
Olabildiğince idealisttir ve
Doğru bildiğinden, ideallerinden de şaşmaz!…

****

Nazım’ın ailesi,
Nüzhet Hanım’ı çirkin buluyordu…

Ama Nâzım bu!…

Gönlü düştü mü birine,
Şiir’lerini başlardı yazmaya doğrusu…

Nüzhet Hanım’ın,
Kulağıyla ilgili sağlık problemleri başlar…

1923’te tedavi için önce Bakü’ye gider.
Sonrasında Türkiye’ye döner…

O günleri Nüzhet Hanım şöyle anlatır:

“Ablam ve eniştem bana çok düşkündü…

1923 yılı başlarında;
Hastalığımın tedavisiyle ilgili,
Beni apartopar Bakü’ye götürdüler…

29 Ekim 1923’te;
Türkiye’de Cumhuriyet ilan edilince,
Ablam ve eniştemle,
Bu sefer İstanbul’un yolunu tuttuk…

Burada da hastalığımın ilerlemesi üzerine;
Macaristan ile Çekoslovakya arasındaki,
Bir sanatoryuma gönderildim…

1924 yılında İstanbul’a döndüm…”

****

1924 Temmuz’unda,
Nâzım da döner Türkiye’ye…

Yaşadığı bu düş kırıklığına rağmen;
Nâzım,
Aralarındaki ilişkiyi düzeltmeye çalışır,
Fakat başaramaz…

1924 yılında,
Bir tiyatroda karşılaşır yine Nüzhet Hanım’la…

Nüzhet Hanım,
Nâzım’ı görmezden gelir…

Nâzım buna çok kızar!…

Ve bir daha görüşmezler!…

Ve bir “Nâzım’ın Aşk’ı” daha,
Tekrar tekrar çıkarılmak ve
Tekrar tekrar okunmak üzere;

Tarih sayfalarına;
Dize dize,
Şiir’lerle gömülür!…

****

Nâzım Hikmet;
1932 yılında,
Herkesçe bilinen o,
“Mavi Gözlü Dev” Şiir’ini yazar…

Nâzım’ın,
Pirâye Hanım’dan olan oğlu Memet Fuat;
Babasının bu Şiir’i,
Annesi Pirâye’ye yazdığını söylese de…

Nâzım Hikmet’in arkadaşları;
Vâlâ Nurettin,
Zekeriya SERTEL,
Kemal SÜLKER,
Bu Şiir’in Nüzhet Hanım’a yazıldığını söylerler…

“O mavi gözlü bir devdi!.
Minnacık bir kadın sevdi!…

Kadının hayâli,
Minnacık bir evdi!…

Bahçesinde ebruli,
Hanımeli
Açan bir ev!…

Bir dev gibi seviyordu dev!…

Ve elleri; öyle büyük işler için,
Hazırlanmıştı ki devin!…

Yapamazdı yapısını,
Çalamazdı kapısını;
Bahçesinde ebruli,
Hanımeli
Açan evin!…

O mavi gözlü bir devdi!.
Minnacık bir kadın sevdi!…

Mini minnacıktı kadın!…

Rahata acıktı kadın,
Yoruldu devin büyük yolunda!…

Ve “elveda!.”
deyip mavi gözlü deve…

Girdi zengin bir cücenin kolunda;
Bahçesinde ebruli,
Hanımeli
Açan eve!…

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev!.
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
Bahçesinde ebruli,
Hanımeli
Açan ev!…”

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ